9 Kasım 2009 Pazartesi

iki kelime


Kafası yoğun, karnı aç, gözleri mahmur, tırnağı uzun, evi dağınık, mutfağı bulaşık, buzdolabı boş, faturası bol,kolonyası gani, sigarası elinde, küfrü dilinde, gönlü
mahzun başı ağrır..
Ekranı bozuk, masası dolu, faresi üstte, klavyesi kül, bardağı kola, civcivi sarı, kolonyası yanında, bahsi tutuk, sesi boğuk, kumandası eli, haberler gizli, iktidara gıcık ağzı söver..
Mısırı patlak, yarısı tohum, kitabı açık, zihni kapalı, üstü kırmızı, altı eşofman, brütü çok, neti az, vakti yok, çaresi var, sabahı yakın, uykusu uzak, yastığı yumuşak,yatağı boş gözleri aranır..
Elleri terli, bakışları nemli, gözleri yaşlı, içi derin, anlatması güç, bileni az, seveni çok, hatırı bol, arayanı nadir, dostu kadim, özlemi büyük, sevdiği uzak, vuslatı yakın burnunda tüter..

5 Kasım 2009 Perşembe

facebook beyin


Bir arkadaşımın facebook'ta paylaştığı bir uygulamanın üstünde "bunu denemeye karar verdi.." yazıyor..Çok enteresan bir yazı.. Çünkü kendisi yazmış. Hani hepimiz biliriz, facebook'taki durum güncellemelerinde "ali ayşeyle arkadaş oldu" "Ahmet, Mahmut'un fotoğrafına yorum yaptı" şeklinde yazılar çıkar durur. Ama ilginç olan ve ilham veren nokta şu ki "bunu denemeye karar veren kendisi, sanki beyni facebook olmuş..Acaba yolda yürürken bir arkadaşına selam verirken şöyle mi diyordur " Ahmet, Ali'ye selam verdi" ya da bi arladaşının gömleğini beğenince "Ayşe, Zeynep'in gömleğini beğendi" mi diyor..?

"Facebook ne güzel şey, güzel şey facebook
çok kaptırmayın, beyninizi bozar facebook"

doktor tavsiyesi: Turkcell'in "merak ne güzel şey" melodisiyle okunursa daha etkili olacaktır.