İlk Film
1968’de çekilmiş, bundan yıllar, yıllar önce. Yönetmeni Franklin J. Schaffner; tanımam, etmem. Daha
sonra ilk film tutunca bir seri halinde o yıllarda devamları da çekilmiş.
Değişik hikayeleri falan: yükseliş, çöküş, uyanış, başlangıç gibi adları var,
tam böyle adlar değil ama anladınız siz durumu. Ama mantık hep aynı:
maymunların insan özelliklerine sahip olmaları. Bi müddet bu filmler devam
etmiş, diziler falan. Derken 2000’li yıllara gelinmiş. Hani dedim ya franklin
j. Schaffner, yani ilk yönetmen; tanımam etmem diye; ancak tanıdığım, tarzını
bildiğim bir isim varsa o da Tim Burton’dır. E haliyle serinin ilk filmi benim
için Tim Burton’ın çektiği filmdir(2001).
Maymunlar
Cehennemi (gezegeni) ya da orijinal
adıyla “The Planet of The Apes” dünyasına girişim biraz geleceğe dönüş
tarzında oldu. İlk film son izlediğim, ortadaki ilk izlediğim, sonuncusu da
arada gitti. Öyle araya kaynadı gitti değil; bildiğin güzel güzel gitti. Gerçi
“star wars “ hangi sırayla izlenmeli diye
2 saat ipucu (spoiler) labirentlerinden kaçarak araştırma yapan biri
olarak maymunlar cehennemi izleme çizelgem oldukça acele verilmiş bir karardır
ancak seriye ısınmak açısından Tim Burton yapımı oldukça mantıklı.
2001 yapımı
olan yani Tim Burton imzalı olan film izlediğim üç filmin bence en iyisi. (son
filmi; şuan sinemalarda olan Şafak Vakti’ni henüz izleyemedim.)
Makyaj
noktasında abartan, maymunlardan tırsmama neden olan, izledikten sonra rahatsız
eden film; 2001 yapımıdır. İlk izlediğim maymunlar cehennemi filmi olmasının da
bunda etkisi var mıdır; belki.
Not: Şu
alttaki paragraf 1968 ve 2001 yapımları hakkında Spoiler (ama az Spoiler yani Sinopsis gibi
spoiler) içerir.
2001 yapımı
Film, klasik hikayeye(1968) bağlı olarak uzay gemisinden sağ kurtulan Amerikalı yakışıklının bir
gezegene inişi ve bu gezegendeki insanların yaban, maymunların ise medeniyet
sahibi oluşunu görmesiyle başlar. İlk şoku atlatan genç her iki filmde de
gezegenden kurtulmaya çalışır, yanına bir iki yandaş bulur, kaçar kovalanır
falan. Ancak 2011 ve 1968 yapımları aslında baya farklı filmlerdir. Kurgunun
temeli aynı ama iki farklı yapıttır. Her
iki filmde güzel sonlara sahiptir ama bu sonları çok da büyütmemek lazım. Tabi
dile kolay ama bu kadar basit gelmesin aynı zamanda. Çünkü boş efektlerle dolu
bir Hollywood bilim kurgusu değildir Maymunlar Cehennemi. Özellikle 1968 yapımı,
film olmaktan ziyade insanlığa gönderilmiş bir açık mektuptur aslında.
1968
yapımındaki mahkeme sahnesi, mağara sahnesi, insanlarla ilk karşılaşma ve dolu
dolu mesajlı diyaloglar tam anlamıyla olayın eleştirel ve sanat boyutunu
oluşturur. İlk film zaten metin ve sinema açısından daha sanatsal bir değere
sahip. 2011 yapımında ise bence oyunculuklar tavan yapmıştır. Gerek komutan Thade rolündeki Tim Roth gerekse Ari
rolündeki (o bizim için hep Marla Singer’dır ama) Helena Bonham Carter oyunculuklarıyla benden
tam not almışlardır. (ulen sen kimsin de not veriyorsun diyenlere; benim için
en anlaşılır düşünce kendi düşüncemdir.) Oyunculuğun yanında gene genel geçer
maymunlar cehennemi eleştirileri vardır 2011’de de ama daha alt metinde
gizlidir. Bu da Tim Burton tarzı, n’aparsın!
Gelelim 2011
yapımı olan "Rise of the Planet of the Apes" yani Maymunlar
Cehennemi;Başlangıç filmine. 1968 ve 2001 filmlerinden tamamen farklı bir
senaryo ile karşı karşıyayız. Bu kez uzay gemisiyle düşen yakışıklı
Amerikalılar ile başlamıyor film. Aslında bir Hollywood klasiği var karşımızda;
bilim adamları araştırma yaparken beklenmeyen sonuçlarla karşılaşırlar ve
yapılan deneylerle, ilaçlarla genler değişir falan. Ama bu kez değişen insan
değil maymundur. E hikayenin bi yerden
doğması lazım. Neyse İleri de
birleşir mi diğerleriyle, nasıl yaparlar senaristler bilmiyorum ama adı
başlangıç olduğuna göre vardır bir planları ki 1968 yapımına bağlanabilir film.
2001 yapımına ise çok zor!
"Rise
of the Planet of the Apes" te dikkat çeken değişiklik başrolün bir
maymunda olması. Hep insan uğraştı kaçacam diye ama bu kez maymun bir kaçışın,
özgürlüğün peşinde. Ama bu maymun hem maymun gibi akrobat hem insandan daha
zeki hem de hayvansı güdüleri var. Özelliği çok mübareğin. Adı da pek hoş:
SEZAR (Caesar). Peki kim oynuyor bilin bakalım Sezar’ı: Evet, bildiniz;
Gollum’u Gollum yapan Andy Serkis. Adam tam anlamıyla yarmış. Bu tarz rollerin
adamı. Daha önce KingKong’u da oynamıştır. Adam hem ünlü olmanın hem de
olmamanın formülünü bulmuş.
Gelelim
serinin favori sahnelerine( SPOİLER İÇERİR!!!!)
Üç film
içindeki en iyi sahne : Sezar’ın konuştuğu ilk andır.
1968-
Mahkeme sahnesi ve film sonu
2001-
Komutan Thade’in iki askerini öldürme sahnesi ve film sonu
2011-
Köprüden geçiş sahnesi ve Film sonu
Yani
anlayacağınız üzere üç filmde de güzel sonlar var ama Sezar’ın konuştuğu sahne
tüylerimi diken diken etti.
Velhasılı
efendim, 10 üzerinden puanlama yaparsak.
“1968-The Planet
Of The Apes” --------------------------- 7,5
“2001-
The Planet Of The Apes”---------------------------8,1
“2011-Rise of The Planet of The Apes"------------------8,3
“2014-Dawn
of The Planet of The Apes"-----------------8,5
İyi seyirler...








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder