fotoğraf: enver ender yüzakı...odaya giren ölümlüler, bir daha arkalarına bakamadılar..Kimi kayboldu kitapların arasında..kimi kahve, kimi mürekkep içti. Dokundukları herşey titriyordu. Korku ve cesaret arasında kalan hayatlarının özetiydi dakikalar...Ama hepsinin aklında bir soru vardı..büyücü neredeydi.?
...Baktıkları yerler, görmek istediklerinden çok daha farklı bir dünyaydı. Artık okyanuslar yoktu, darağaçları, ilaç kutuları...Ve kanserli düşüncelerinden de ayrılmışlardı. Çocuklarından, sahiplerinden, saçlarından, eteklerinden, yoksulluklarından, dillerinden...Oysa bir garipti içleri...Herşeye sahipmiş gibi..Ancak utandıkları birşey vardı bu odada..Her yer ayna..Her yer soğuk..Kırık camlara basar gibi acıyordu ayakları..Camlar..Renkli renkli..Delik deşik hayatların ezilmesiydi...
...İçlerinden biri odadaki katran sessizliğini yırttı. Çığlık atarmışcasına gülmeye başladı. Derin derin nefesler alarak. Ama içten değildi kahkahası, hiç yaşanmayacak bir kehanet gibi... Sustu sonra aniden. Diğerleri aldırış etmedi. Ne gülmesine ne susmasına..Keşfedilmeyi bekleyen sayfalar, içlerine yasaklanan meyve tutkusu gibi işlemişti. Ağızlarından taşan mürekkepler, üstlerine damlıyordu. Bilmediler ama her adımda iz bıraktılar. Yürüdükleri yol belliydi artık...Ama öyle dalgın yürüyorlardı ki, iz ize karıştı, yüz yüze...
...Oysa kudretten ve zafiyetten arınanların gelmesini istemişti Büyücü...Ve görenlerin buyruğuydu bu.. Oysa odadaki zavallıların hepsi, iki damla mürekkeple bayılmışlardı. Göz göre göre kördüler. Göreceklerdi günlerini ama dünlerinden korkuyorlardı, belliydi. Uzadıkça uzayan yemek sohbeti gibi tatlı idi şerbetleri. Vazgeçemediler, şarap üstüne bir süt içemediler. İlla şarap dediler illa şarap olsun...
....Ve biri sormaya başladı "neden?" Elindeki kitabı masaya bıraktı. Şişeye yöneldi. Camdan bir şişe. İçinde ne olduğunu umursamadan içmeye başladı. Şişenin dibinde tortular kalana kadar içti. Diğerleri herşeyi bırakıp ona döndüler. Odadaki herkes ona bakıyordu. Korkmuşlardı. O ise şişeyi duvara fırlatıp kırılmasını izledi. Diğerleri birer adım uzaklaştılar ondan. Bilmiyorlardı oysa kumarbaz hayatların bitmeyen umutları vardır...
...Olan biteni izleyen büyücünün zerre kadar inancı yoktu ölümlülere. Küstahtı büyücü ve kumarbaz değildi. Ancak unuttuğu birşey vardı büyücünün, kuralları o koymamıştı. O sadece oyunkurandı. Gizleyen ve gizlenendi. Hiçbir farkı yoktu odadakilerden..Görenlerin onu neden seçtiğini anlayamayacak kadar kıskanç ve kibirliydi. Oysa bu oda, odadaki ölümlüler için değil büyücü içindi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder