Bugün tanık olduğum olay: Setbaşı'ndan S-2 adlı otobüse binmek için bekliyordum durakta. Sıra falan yok öyle rastgele dağınık düzen takılıyoruz. Bursalılar bilir; S-2 bir durakta duruyorsa en az 25 kişi biner. Ama öyle böyle bir biniş olmaz. Gücün ve atikliğin vahşi doğa dışında da ne kadar önemli olduğunun kanıtıdır S-2. Bizim metobüsümüzdür bir nevi..
Neyse;biz ortalama rakama yakın bir kalabalık bekliyoruz. Uzaktan boş sayılabilecek bir S-2 göründü. Boş derken yanlış anlaşılmasın, kapılara yüzleri yapışmış insanlar yoktu yani. Durağa yanaştı S-2, şanslı kişi bendim tam önümde durdu. Buna rağmen ilk üçe bile giremedim. Önce ağzının sol yanında kısır taneleri buluna bir teyze, sonra bir genç kızımız ki kısacık boyuna rağmen vahşi metropolde yaşamayı öğrenmiş biri ve benim önümden de kurt bir amca beni akarte edip ilk üçlü oldular. Arkalarından zor bela ben bindim, genç yetenek olarak umut vaat ettim.. Bukartı okuttum ve ortalarda bir yere doğru ilerledim. İniş için pardon, şey, pardon, ay, oy, öfff demeden inilebilecek en güzel yere geçtim. Sonra gayri ihtiyari durağa doğru baktım. Çok şaşırdım çünkü benden sonra durakta bir sıra oluşmuştu. Gözlerime inanamamıştım. Otobüsün camından sağa sola baktım, burası İzmir değildi, nasıl olurdu da sıra ile binilirdi otobüse. Hayretler içindeydim, Bursa'da gördüğüm ilk otobüs sırasına bakıyordum ancak o sıra birkaç saniye direnebildi. 40'lı yaşlarda bir hanımefendi! sıranın ters istikametinden büyük bir kıvraklık ve "bodybalance" gösterisi ile bedenini bir balyoz gibi kullanıp sıranın başına bir darbe vurdu ve otobüse bindi. Kadın Bukartını bastı, tam zafer yürüyüşünü gerçekleştirecekti ki "arkalara" doğru; otobüsün şoförü dayanamadı ve oturduğu yerden kalkıp kadına seslendi. "Hanımefendi siz otobüsten inin ve lütfen aşağıdaki sıranın sonuna geçip otobüse yeniden binin." Kadın biliyordu, muhatap kendisiydi ancak oralı olmadı. Şoför "inanarak" kadına bir kere daha seslendi ve uyarısını tekrar etti. Sonuna da "ayıp ama yaptığınız insanlar sıra oluşturmuş, olmaz ki böyle" cümlesini de ekledi. Kadının cevabı ve davranışını ise beni benden aldı. "Ay aman al otobüsünü de başına çal" dedi ve orta kapıdan inip söylene söylene yürümeye başladı. Bakın tekrar ediyorum "otobüsünü al başına çal!" dedi ve otobüsten indi. Kadın trip attıı aq. Bildiğin trip. Belediyenin otobüsünde görevli adama sırf kendisini uyardı diye trip attı ve onun otobüsüne binmedi, yürümeye başladı.
Arkadaş, çok trip gördüm şu kısacık ömrümde, kimi yersizdi kimi haklıydı kimi anlaşılmazdı ama hem kadın hem çomar tribinin bileşkesini ilk kez görmüştüm. Hala şoktayım la, kadın belediye şoförüne trip attı ya la..Neden trip attı; "kendisini" yüzüne vurdu...Sen "busun" dedi çünkü şoför ona..
Abla, kusura bakma ama senin gibilerden nefret ediyorum ya..
Al bu da S-2'ye klasik bir biniş anı!!
https://www.youtube.com/watch?v=KPnF4sSy5NE
29 Eylül 2016 Perşembe
27 Ocak 2016 Çarşamba
SAYIN VELİ...
Veli:
1- Ermiş, eren, evliya.
2- Bir çocuğun her türlü durum ve davranışlarından sorumlu olan kimse.
Öğretmen:
Mesleği bir bilim dalını, bir sanatı veya teknik bilgileri öğretmek olan kimse, muallim, muallime.
(TDK)
Sayın veliler, arada sözlük okumanın faydası olabilir diye düşünüyorum. Bakın TDK ne güzel demiş: "Veli : Bir çocuğun her türlü durum ve davranışlarından sorumlu olan kimse." Çocuğun her türlü davranışından sorumlu olan kişi öğretmenler değil öncelikli olarak sizsiniz. Ama sanırım iş-güç-hayat-memat meseleleri bu algıyı değiştirmiş durumda. Tonla parayı dershaneye, özel okula v.s verelim ve çocuklarımız sınıf birincisi olsun.
Bu algının oluşumunda ilk etken olarak insanlara "PARAnız varsa her şey mümkün" anlayışının yerleştirilmesi gösterilebilir. Bu sipariş değer ile hepimiz para odaklı zevkler ve başarılar etrafında dönüp duruyoruz. Ve paranın her şeyi yapmasını bekliyoruz. Mesela para ile aşık ediyoruz insanları kendimize sonra paramız bittiğinde terk ediliyoruz. Mesela canımız sıkıldığında alışverişe çıkıyoruz, daha sonra alışverişe bir kere çıkamayınca kendimizi çok mutsuz hissediyoruz. Mesela dershaneye para yığıp çocuğumuzun ygs-lys-teog'da derece yapmasını bekliyoruz. Olmayınca "E 10 bin lira verdik!.." Ama çocuğuna vermedin o 10 bin liraya verdiğin değeri...Zaten senin için evlendikten sonra aşk, cuma'dan sonra müslümanlık, çocuğu özel okula yolladıktan sonra eğitimi bitmiştir.
Sanırım biraz ağır oldu ama geri adım atmayacağım.
İkinci etken olarak: Artık kadınların da iş hayatında daha fazla rol almaları verilebilir. Çünkü anne de tıpkı baba gibi akşama kadar iş yerinde yorulduğu için akşam olduğunda çocuklarıyla ilgilenemiyorlar. Ya da kendileri dizi izlerken çocuklarına "Hadi odanda ders çalış" diyorlar. Çünkü 21. yüzyıl anne-babayı yoruyor. Gerginler ve bir ergenle uğraşmak istemiyorlar. Ya da uğraşmak isteseler de ona nasıl yaklaşmaları gerektiğini bilmiyorlar. Sıklıkla yaşanan : "Okul nasıldı?-İyi." Halbuki biraz vakit geçirmeyi deneyip gerçekten hayatının nasıl olduğunu, ne hissetiklerini anlamaya çalışsak okulları gerçekten "iyi" olabilir.
Siz onlara değer verdiğinizi "Ders Çalış" Diyerek gösterirsiniz onlar ise "Ders çalışmazlarsa değersiz olacaklarını sanırlar." İşte budur meselenin özeti!
Daha yazacak çok şey var ama şimdilik yeter. Eserse yazarım. Selametle...
1- Ermiş, eren, evliya.
2- Bir çocuğun her türlü durum ve davranışlarından sorumlu olan kimse.
Öğretmen:
Mesleği bir bilim dalını, bir sanatı veya teknik bilgileri öğretmek olan kimse, muallim, muallime.
(TDK)
Sayın veliler, arada sözlük okumanın faydası olabilir diye düşünüyorum. Bakın TDK ne güzel demiş: "Veli : Bir çocuğun her türlü durum ve davranışlarından sorumlu olan kimse." Çocuğun her türlü davranışından sorumlu olan kişi öğretmenler değil öncelikli olarak sizsiniz. Ama sanırım iş-güç-hayat-memat meseleleri bu algıyı değiştirmiş durumda. Tonla parayı dershaneye, özel okula v.s verelim ve çocuklarımız sınıf birincisi olsun.
Bu algının oluşumunda ilk etken olarak insanlara "PARAnız varsa her şey mümkün" anlayışının yerleştirilmesi gösterilebilir. Bu sipariş değer ile hepimiz para odaklı zevkler ve başarılar etrafında dönüp duruyoruz. Ve paranın her şeyi yapmasını bekliyoruz. Mesela para ile aşık ediyoruz insanları kendimize sonra paramız bittiğinde terk ediliyoruz. Mesela canımız sıkıldığında alışverişe çıkıyoruz, daha sonra alışverişe bir kere çıkamayınca kendimizi çok mutsuz hissediyoruz. Mesela dershaneye para yığıp çocuğumuzun ygs-lys-teog'da derece yapmasını bekliyoruz. Olmayınca "E 10 bin lira verdik!.." Ama çocuğuna vermedin o 10 bin liraya verdiğin değeri...Zaten senin için evlendikten sonra aşk, cuma'dan sonra müslümanlık, çocuğu özel okula yolladıktan sonra eğitimi bitmiştir.
Sanırım biraz ağır oldu ama geri adım atmayacağım.
İkinci etken olarak: Artık kadınların da iş hayatında daha fazla rol almaları verilebilir. Çünkü anne de tıpkı baba gibi akşama kadar iş yerinde yorulduğu için akşam olduğunda çocuklarıyla ilgilenemiyorlar. Ya da kendileri dizi izlerken çocuklarına "Hadi odanda ders çalış" diyorlar. Çünkü 21. yüzyıl anne-babayı yoruyor. Gerginler ve bir ergenle uğraşmak istemiyorlar. Ya da uğraşmak isteseler de ona nasıl yaklaşmaları gerektiğini bilmiyorlar. Sıklıkla yaşanan : "Okul nasıldı?-İyi." Halbuki biraz vakit geçirmeyi deneyip gerçekten hayatının nasıl olduğunu, ne hissetiklerini anlamaya çalışsak okulları gerçekten "iyi" olabilir.
Siz onlara değer verdiğinizi "Ders Çalış" Diyerek gösterirsiniz onlar ise "Ders çalışmazlarsa değersiz olacaklarını sanırlar." İşte budur meselenin özeti!
Daha yazacak çok şey var ama şimdilik yeter. Eserse yazarım. Selametle...
26 Ocak 2016 Salı
STAR WARS ŞEYSİ
Star Wars Episode VII'yi izleyelim derken ilk altı filmi gene izledik ama VII'yi izleyemedik lakin vizyonda değil artık. Biz altılayana kadar kalkmış..Olsun yakındır, düşer malum sitelere.
Bu benim ikinci altılayışım Star Wars'u. Nedense 4-5-6 daha çok aklımda kalmış; 1-2-3'ü baya bir unutmuşum, heyecanlandım izlerken. Ama ne olursa olsun bir yapıtı ikinci kez okur ya da izlersem hemen eleştirel bakmaya başlıyorum. İlk izlediğimde keyif almak ilk amacım olduğu için " Bu filmi sevmeliyim!" kafası ağır basıyor galiba. Star Wars efsanesinde de aynı durum oldu. İkinci izleyişin ardından bir şeyler yazmam, kafamdakileri paylaşmam lazım...
!!!SPOİLER İÇERİR!!!
1- Anakin sonuna kadar haklıdır karanlık tarafa geçmekte. Çocuk zaten babasız büyüyor. Sonra annesinden ayırıyorlar. Bakın ayırıyorlar diyorum çünkü o yaşta bir çocuk "gel seni jedi yapacağım" denilince koşa koşa gelir. Bu böyledir. Kandırıyorlar çocuğu. Hadi kopardınız anasından, gurbete götürdünüz bari sahip çıkın..Jedi konseyi içinde korku var, öfke var diye diye resmen çocuğu itip kakıyor. Obi-wan desen hep bir ayar verme çabasında. Biriniz de çıkın sevin lan şu çocuğu. Oğlum deyin var mı derdin tasan, para pul lazım mı deyin. Siz demezseniz elin oğlu çıkar karanlık tarafa çekiverir.
2-Kafama takılan ikinci durum şu: Her yer jedi iken, elini sallasan jedi'ya çarparken bu jedi konseyi neyin kafasını yaşayıp da Anakin sithleri öldürecek ve güce dengeyi getirecek, deyip duruyor. Kardeş, koca seride toplam sith sayısı bir elin parmaklarını geçmezken hangi dengesizlikten bahsediyorsunuz. Siz denge denge derken bence geriden yorumladınız olayı, anakin getirdi bütün dengeyi. (Bir de denge denge derken Hamza Hamzaoğlu bursaspor'da 8 maçın 7'sini kazanmış lan)
3-Bir başka soru işareti ise luke, anakin, obi-wan, yoda ve windu dışında sağlam jedi'ın olmamasıdır. Geri kalan jedi'lar hep tırttır. Hemen ölürler. Hele o 3. filmde windu ile palpatine'i basan jediler bence akraba kontenjanından falan jedi olmuşlardır. İki hamle ile bertaraf oluyor gerizekalılar!!
4-Filmin belli bir felsefesi var, kabul ediyorum ama jedi'lık kavramı tam oturmamış sanki. Nefrete yer yok deniliyor, yeri geliyor öldürmemelisin baskısı yapılırken çatır çatır adam öldürüyor jedilar, komutanlık yapıyorlar ordulara. Barış için, huzur için deseniz de tam oturmuyor bence..Bir de filmde nasıl jedi oluyorlar, ne gibi eğitim görüyorlar tam görmüyoruz. Anakin filmden filme güçleniyor, doğuştan yetenekli ama Luke'a yapılan "jedi" konuşmaları hep boş laflar. Gücü hisset, nefrete yer yok, korkuya yer yok, hisset hisset falan. Ulan bu bizim rehberlik servisleriyle aynı kafa
-Hocam stres yapıyorum sınavlarda.
-Yapma yavrum.
-Haa, tamam o zaman; yapmam.
Ulan deseniz ya luke'a, anakin'e şöyle yaparsan gücü hissedersin, şunu yaparsan karanlık taraftan uzak durursun falan. Hiç yok öyle şeyler varsa yoksa hisset, gücü hisset...
5- Bir de jedi'ların ya da sithlerin kavga ederken etraftaki boruları masaları söküp fırlatmalarına tilt oluyorum. O borular sökülene kadar düşmanın ağzına .ıçarsın zaten..Ya da kocaman kalorifer peteklerini sökeceğine küçük şeyleri fırlat..Hızlı ve daha delici olur bence..Neyse kib bye öptüm...
5- Bir de jedi'ların ya da sithlerin kavga ederken etraftaki boruları masaları söküp fırlatmalarına tilt oluyorum. O borular sökülene kadar düşmanın ağzına .ıçarsın zaten..Ya da kocaman kalorifer peteklerini sökeceğine küçük şeyleri fırlat..Hızlı ve daha delici olur bence..Neyse kib bye öptüm...
Toparlamak gerekirse Star Wars bir efsanedir, evet. Bunun aksini iddia etmek saçmalamak olur ancak bazı gerçekleri de yok saymamak gerekir.Efsane olmasının en önemli iki sebebi dönem etkisi ve pazarlama gerçeğidir bence. Yani yayınlandığı ilk dönem yarattığı algı ve popüler kültürün en önemli figürü haline gelmesi onu efsane haline getirmiştir.
Gelelim filmin en sevdiğim sahnesine; Anakin'in o maskeyi ilk taktığı an. Hani o ilk nefes alış anı. Darth Wader nefesi..Kuuuhhhhh .kuuuuuuuuuhh diye...İşte o an, filmi efsane yapan andır benim için. Ki filmi efsane yapan aslında her şeyden önce Darth Wader'dır.
Neyse çok gömdüm efsaneye...Karanlık taraftan selamlar...
Gelelim filmin en sevdiğim sahnesine; Anakin'in o maskeyi ilk taktığı an. Hani o ilk nefes alış anı. Darth Wader nefesi..Kuuuhhhhh .kuuuuuuuuuhh diye...İşte o an, filmi efsane yapan andır benim için. Ki filmi efsane yapan aslında her şeyden önce Darth Wader'dır.
Neyse çok gömdüm efsaneye...Karanlık taraftan selamlar...
Etiketler:
anakin,
darth wader,
luke,
master yoda,
obi-wan,
orumcek457,
ozkan cakir,
ozkan hoca,
özkançakır,
s,
satr wars,
skywalker,
star wars,
star wars force,
star wars VII,
star wras,
starwars,
the force awakens
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



