31 Aralık 2009 Perşembe

AKLIMDA KALAN 2009


On, dokuz, sekiz, yedi, altı, beş, dört, üç, iki, bir....Hoşgeldin ya şehri 2010..

Peki ya 2009..

Yok mu oldu, buhar mı oldu, kuş mu oldu, ufo mu oldu, geleceğe mi döndü, geçmişe mi kaçtı, tarih mi oldu, ne aldı ne verdi, ne götürdü ne getirdi..? Hiç hatırlamaya çalışmadan aklıma gelen 2009...bakalım neler etkilemiş bizi derinden..

Bir garip kızı kesen bir "Garipoğlu" vardı..

Havasız duman sahasını gören şanslı bir nesildik..yıl 2043:"Bizim gençliğimizde kahvede,barda,kapalı her mekanda sigara içiliyoduuu... Sonra bi adam çıktı, mıçtı keyfimize"

Fatih Terim istifa edebilir, etti, ettirildi, etsin, etmeseydi keşke, et...

"Daha da gelmem Davosa" keşke Davos zirvesi 2009'da Türkiye'de yapılsaydı belki "Daha da gelmezdi Türkiye'ye.."


Olamaz dediler ama oldu "Şampiyon Beşiktaş"-Alamaz dediler ama aldı "Kupa Şampiyonu Beşiktaş.."

Demokratik açılım diye birşey çıktı..Kürt, Alevi, Romen v.s. bir sürü açılım furyası..İsim de Amerika menşeili "Demokratik"..kanmayın bunlara..Daha açılımı açamıyor bunlar..

Tabi açılım mevzusu karışınca Domuz gribi çıktı bir de..Kaos siyaseti..
Size reçetem "V for Vendetta" izleyin..

Önemli bir teknik adam Galatasaray'ın başına geldi..."Rİjkard". Peki Hıncal Uluç Rijkard için ne dedi " O Rijkard Teknik adam değil.." Yani Hıncal Uluç 2009'da da aynıydı..

Dtp kapatıldı..Geç kalındı ama kapatıldı..Aslında hiçbir yıl bu kadar bağırtılmamışlardı..Hiçbir yıl bu kadar azdırılmamışlardı...

Evlilik programlarında bir artış oldu, boşanma oranlarıyla doğru orantılı olarak. Ha bir de "Yemekteyiz" diye bir garip program doğdu..Enteresandır 2010'a kadar taştı.

Acun Ilıcalı ne yapsam tutar dedi ve tuttu.."Küçük hissediyorum ama kutuma güveniyorum" diyen bir insan topluluğunun şeyhi oldu..

Daum Fenerbahçe'ye geri döndü..İstiklal Marşı'nın kalan kıtalarını ezberlemesini diledim bu yıl ama sanırım ezberi o kadar iyi değil..inşallah 2010'a..

"Mario" oynarken çıldıran, banyoda "giden günleri" olan, "Dön geri gel Tülay" diye böğüren, "idare edemem anne", "bakh siks dedi" diyen video yıldızları ile doluydu 2009 ki 2010 da öyle olur umarım..

Mehmet Topuz'u alamayan ve Gökhan Zan'ı elinden kaçıran Beşiktaş'ın Allah tarafından korunduğu ispatlandı...

Dağdan inenler davullarla zurnalarla karşılandı.Davul: Emiine AYNA Zurna: Ahmet TüÜRK

Barcelona kazanabileceği bütün kupaları kazandı..Uzaylı oldukları ispatlandı..

Saba Tümer şen kahkahaları ile yeniden doğdu..Hatta gülmekten öldü öldü yeniden doğdu..

Ekonomik kriz geldi bi' vurdu, kepenkler kapatıldı, işçi çıkarmalar arttı.. Sıradaki parçamız Bülent Ortaçgil'den geliyor:"Ekonomik kriz hiç biter mi..gelip de teğet geçer mi..?"

Ermeni'ler ile gereksiz bir yakınlaşma söz konusu oldu.. İki tarafta istemezken ABD iki tarafı da ikna etti.. Düşmanımın düşmanı benim dostumdur ama dostumun düşmanı ya benim dostum ise..!!

Tayyeap aldığı beddualar karşısında hala hayatta iken Berlusconi'nin bile cakasını indirdiler vallahi..Berlusconin'nin ki kız meselesiymiş gerçi..

Cübbeli Ahmet hoca diye eğlenceli bir alaylı imam çıktı ortaya.. Fatif Altaylı ile daha çok gündeme gelen Cübbeli hocanın facebook fenomeni haline gelmesi ise enteresan..adamın yaklaşık 13.000 hayranı var yaa...Ama şeyhi uçuran müritlerse Hocayı uçuran hayranlarıdır..

3g Türkiye'ye geldi.."2g ne ara geldi ki 3'ü getiriyorlar?" diyen duydum bizim kahvede..vallaa...Gerçi biz biliyorduk cevabı ama Tugay gene de aydınlattı bizi...

Youtube yasaklandı..Yasa gereği yasaklandı.. Tayyeap ise "ben giriyorum siz de girin" dedi..Bütün kahve çüşşşşşşşşş dedik biz de...hepsine, ayırt etmedik...

Elektiriğe, suya, benzine, gaza, internete, alkole, sigaraya zam geldi..Biz derin bir oohhhh çektik..Şemsiye hala açılmıyor..

Hakan Şükür, Hasan Şaş, Sergen Yalçın, Mustafa Doğan hepsi birden Rıdvan Dilmen'liğe soyundular...Birileri şunları giydirsin..

Güzelim ülkemde Azeri bayrağı açmak bir müddet sakıncalı hale geldi...Bayrak açanın alnı karışlandı..

Kelepçeli alemleri ile Fenerbahçeli futbolcular 2009'da fantezilerinin kurbanı oldular..Çok şükür joplu alemlere karışmadılar..Gerçi bu yılda Kadıköy klasiğini sürdürdüler o ayrı..Ha bir başka klasik ise kupa hasretlerinin devam etmesiydi..

Kömür ve beyaz eşya yardımları ile halkımız kalkındırıldı..Kaldırıldı..Kandırıldı..

Obama diye siyah bir adam çıktı..Dünya lideri ilan edildi..Çok matah sanki...banane..

Henry Fransayı elleriyle dünya kupasına taşıdı..İrlandalılar isyan bayrağını çekti ama bence Uefa'nın içindeki İrlandalıları bulmalılar..

Üniversite'ye giriş sınavı ve uygulamaları bu yılda değişti..Allah korusun ya değişmeseydi sınav sistemi, n'apardı Türk gençliği..Alışır falan...


Birçırpıda sayabildiklerim bunlar..Bir de çırpının altına attıklarım var..

Güle Güle 2009...Selametle...

7 Aralık 2009 Pazartesi

adını sen koy "çakma ıssız adam"


Günlük bir gazetenin magazin ekinin ilk sayfasında büyük bir reklam var: ADINI SEN KOY.
Tuna Kiremitçi'nin yazıp yönettiği film. Reklam güzel, afiş güzel. Ancak filmi izlemeye giderken içimde bir korku, sebebi Tuna Kiremitçi.
Işıklar söndü. Film başladı. Durağan bir giriş sahnesi. Esas kızımız esas oğlanlardan biri ile konuşuyor. Basit diyaloglar. Derken sinemanın ışıkları yanıyor. Neyse söndü gene. Diyaloglar devam ediyor. İçi boş, garip basit cümleler. Haydaa, sinemanın ışıkları birkez daha yandı. Arka koltuktaki sevişenleri mi korkutuyorlar ne anlamadım. Neyse ki bu son yanışı oluyor ışıkların ve son sönüşü, herkes rahatlıyor en çok da arka koltuktakiler.
Ilgaz diye bir adamdan bahsediliyor. Peleoantropologmuş kendileri. Önemli değil yazmayın google'a. Bu ılgaz felaket bir ıssız adam çakması. Bunalım, yalnız, garaip ve de acaip takılan bir adam. Böyle sessiz bakışlar, uzun gereksiz sessizlikleri olan bir tip. Hiç de gerçekçi değil. Filmin en büyük değişkeni bu Ilgaz adlı "paleoantropolog" kardeşimiz, kısaca pale desek yeridir. En büyük değişken o çünkü temelsiz bir şekilde herşey onun gelişi ile değişiyor. Dİğer insanların hayatlarını etkiliyor. Abisinin, kankasının en çok da kankasının müstakbel eşinin. Eşi diyorum ama eşi benzeri yok o ablanın o ayrı.
Film durağan olabilir, çok durağan film izleyip vay anasını demişliğim vardır. Anlarız sanat filminden. Ancak bu film hem durağan, hem gereksiz bir film. Bİ kere karakterlerin hislerini anlamak duygularını yaşamak o kadar zor ki anlatamam. Sürekli ne alaka şimdi diyip durdum. Olaylar arası ne alaka değil film baştan sona ne alaka.
Ha unutmadan filmin tek güzel tarafı ve keyif aldığım kısmı Ilgaz denilen Çakma Issız Adam'ın abisinden işittiği küfürlerdir..Abisi dediysek de abisi iyidir ama Ahmet'tir Mümtaz'dır Taylan'dır.
Film bileti 6 tl idi, onu da arkadaşım ısmarladı. Düşünün ya kendim verseydim o biletin parasını kim bilir daha neler giydirirdim. Etek, bikini...

9 Kasım 2009 Pazartesi

iki kelime


Kafası yoğun, karnı aç, gözleri mahmur, tırnağı uzun, evi dağınık, mutfağı bulaşık, buzdolabı boş, faturası bol,kolonyası gani, sigarası elinde, küfrü dilinde, gönlü
mahzun başı ağrır..
Ekranı bozuk, masası dolu, faresi üstte, klavyesi kül, bardağı kola, civcivi sarı, kolonyası yanında, bahsi tutuk, sesi boğuk, kumandası eli, haberler gizli, iktidara gıcık ağzı söver..
Mısırı patlak, yarısı tohum, kitabı açık, zihni kapalı, üstü kırmızı, altı eşofman, brütü çok, neti az, vakti yok, çaresi var, sabahı yakın, uykusu uzak, yastığı yumuşak,yatağı boş gözleri aranır..
Elleri terli, bakışları nemli, gözleri yaşlı, içi derin, anlatması güç, bileni az, seveni çok, hatırı bol, arayanı nadir, dostu kadim, özlemi büyük, sevdiği uzak, vuslatı yakın burnunda tüter..

5 Kasım 2009 Perşembe

facebook beyin


Bir arkadaşımın facebook'ta paylaştığı bir uygulamanın üstünde "bunu denemeye karar verdi.." yazıyor..Çok enteresan bir yazı.. Çünkü kendisi yazmış. Hani hepimiz biliriz, facebook'taki durum güncellemelerinde "ali ayşeyle arkadaş oldu" "Ahmet, Mahmut'un fotoğrafına yorum yaptı" şeklinde yazılar çıkar durur. Ama ilginç olan ve ilham veren nokta şu ki "bunu denemeye karar veren kendisi, sanki beyni facebook olmuş..Acaba yolda yürürken bir arkadaşına selam verirken şöyle mi diyordur " Ahmet, Ali'ye selam verdi" ya da bi arladaşının gömleğini beğenince "Ayşe, Zeynep'in gömleğini beğendi" mi diyor..?

"Facebook ne güzel şey, güzel şey facebook
çok kaptırmayın, beyninizi bozar facebook"

doktor tavsiyesi: Turkcell'in "merak ne güzel şey" melodisiyle okunursa daha etkili olacaktır.