Günlük bir gazetenin magazin ekinin ilk sayfasında büyük bir reklam var: ADINI SEN KOY.
Tuna Kiremitçi'nin yazıp yönettiği film. Reklam güzel, afiş güzel. Ancak filmi izlemeye giderken içimde bir korku, sebebi Tuna Kiremitçi.
Işıklar söndü. Film başladı. Durağan bir giriş sahnesi. Esas kızımız esas oğlanlardan biri ile konuşuyor. Basit diyaloglar. Derken sinemanın ışıkları yanıyor. Neyse söndü gene. Diyaloglar devam ediyor. İçi boş, garip basit cümleler. Haydaa, sinemanın ışıkları birkez daha yandı. Arka koltuktaki sevişenleri mi korkutuyorlar ne anlamadım. Neyse ki bu son yanışı oluyor ışıkların ve son sönüşü, herkes rahatlıyor en çok da arka koltuktakiler.
Ilgaz diye bir adamdan bahsediliyor. Peleoantropologmuş kendileri. Önemli değil yazmayın google'a. Bu ılgaz felaket bir ıssız adam çakması. Bunalım, yalnız, garaip ve de acaip takılan bir adam. Böyle sessiz bakışlar, uzun gereksiz sessizlikleri olan bir tip. Hiç de gerçekçi değil. Filmin en büyük değişkeni bu Ilgaz adlı "paleoantropolog" kardeşimiz, kısaca pale desek yeridir. En büyük değişken o çünkü temelsiz bir şekilde herşey onun gelişi ile değişiyor. Dİğer insanların hayatlarını etkiliyor. Abisinin, kankasının en çok da kankasının müstakbel eşinin. Eşi diyorum ama eşi benzeri yok o ablanın o ayrı.
Film durağan olabilir, çok durağan film izleyip vay anasını demişliğim vardır. Anlarız sanat filminden. Ancak bu film hem durağan, hem gereksiz bir film. Bİ kere karakterlerin hislerini anlamak duygularını yaşamak o kadar zor ki anlatamam. Sürekli ne alaka şimdi diyip durdum. Olaylar arası ne alaka değil film baştan sona ne alaka.
Ha unutmadan filmin tek güzel tarafı ve keyif aldığım kısmı Ilgaz denilen Çakma Issız Adam'ın abisinden işittiği küfürlerdir..Abisi dediysek de abisi iyidir ama Ahmet'tir Mümtaz'dır Taylan'dır.
Film bileti 6 tl idi, onu da arkadaşım ısmarladı. Düşünün ya kendim verseydim o biletin parasını kim bilir daha neler giydirirdim. Etek, bikini...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder