Ben bir öğretmenim, 10 küsür yıldır. Öncesinde de öğrenciydim. Yani uzun zamandır Türkiye'deki eğitim mekanizmasının içindeyim. Özelini de biliyorum devletini de.
Öğretmen olarak ilk şunu söyleyeyim biz öğretemiyoruz.
Oysa;
Koleje giden bir öğrenci günde en az 11 saat ders görüyor.
Devlet okulunda bu 8 saat.
Kursa falan gidiyorsa da 13-15 saate kadar rahat zorlar.
Yani bir öğrenci ortalama bir haftada 50 saate yakın ders görüyor.
50 saat. Dile kolay.
Bunun 12-13 saati matematiktir en az. Normal bir öğrenmeyle, 12-13 saatle matematik profesörü olursun.
Valla olursun. Ama biz üslü sayılarda tıkanıyoruz.
Şöyle bir çocukluğuna git. Mesela bir bilgisayar oyununu düşün. Haftada 12 saat oynuyorsun. 2 aya kadar seni yenen bulamazsın. Kral olursun. Ama matematikte kralı geçtim vezir dahi olamıyorsun hatta saraya bile almıyorlar çoğu zaman. Peki oyunda kral oluyorsun da, matematikte nasıl saraya bile giremiyorsun? Cevabı çok basit: sürece dahil olmak ya da olmamak.
Süreç birkaç boyuttan oluşuyor. Gelin somutlamaya çalışalım.
Bir oyuna başladın. Mesela bu oyun bir futbol oyunu olsun, konsol da Play Station.
-Hacı bak şimdi: X pas, Üçgen ara pas, kare Şut, yuvarlak orta. Şunlarla da yön veriyorsun. Şu hızlı koşma...falan filan. Zor değil oğlum iki maç yapalım anlarsın.
8 tuş var. Her tuşun görevi var. E basitmiş bu.
Ama ilk oynadığın an gözlerin ekrana bakmaktan çok "joystick"e bakar. Hangisi üçgendi, hangisi kareydi, x ne işe yarıyordu? E basitti hani her şey, öğrenmiştin?
-Oğlum şut çektim ama orta açtı bu mal!
-Kanka mal dediğin herif Messi. Bak şimdi; şut kare, sen yuvarlağa basmışsındır. Bu arada 6-0 oldu kanka!!
İlk birkaç maç fark yersin. Suçu Messi'ye falan atarsın ama oynaya oynaya pası şutu geçtim bacak arası çalım atmayı öğrenmişsindir, aşırtma gol atmayı. Peki bu nasıl oldu? En basit ifadeyle sürece dahil oldun.
Hadi biraz daha açalım.
Bilgiyi aldın, uygulamaya geçtin. Bilgi henüz davranışa dönüşmediği için ilk maçlarda bocaladın. Ama bilgi sende artık, sorsalar dersin bu pas bu şut. Niye olmadı ilk maçlarda, çünkü bilgi net değildi. İki şık arasında kaldığın sorularda olduğu gibi. Ama tekrar ederek yani birkaç maç yaparak bilgi netleşti.
Sonra ne oldu, o bilgiyi kullandın. "Bilgiyi kullanmak" Hani var ya meşhur soru: "Hocam ya bir şey sorcam, bu integral gerçek hayatta ne işimize yarayacak yaaa?"
Oyun oynarken karenin şut çekmeye yaradığını bilmen kankana 5 atmanı sağlıyor. Yani bilgiyi kullanıyorsun somut olarak. O bilgiyi kullanmazsan yenileceksin ulan. Karıştıramazsın şut ile pası. Oynamazlar bir daha. Oynatmazlar ulan...
Döndüm matematiğe, integrale. Öğrenci integrali niye öğreniyor bilmiyor ki. Bilse n'olacak bilmese n'olacak? Sor bir matematikçiye o da niye öğrettiğini bilmiyordur. Gidin ilk bulduğunuz matematikçiye sorun, hocam neden integral öğretiyorsunuz bize diyin? bilen bulursanız bana ulaşın, kıps;)
Play Station öğrenmeni kolaylaştıran çok önemli bir şey daha var: keyif alıyorsun.
Eğleniyorsun. Mutlusun. Var mı ötesi? Yaptığın işten keyif almak. Müthiş bir şey.
Ne kadar iyi bilirsen bir o kadar keyif alıyorsun. Önce oynamayı öğreniyorsun. Oyun oynamak zaten keyifli bir şey. An geliyor sadece oynamıyorsun artık kazanıyorsun da.
Keyif almak önemli...
Şimdi bir özet ve kıyaslama yapalım:
1-Kimse size defalarca kez x pas kare şut demedi. Bir kere söylendi anladınız, sonraki birkaç söyleme sadece hatırlatma idi. Ama x'in pas olduğunu karenin şut olduğunu siz kendiniz, kendinize öğrettiniz. Deneyerek, uygulayarak, yanılarak, düzelterek. Ama öğrenmenin başrolünde hep siz vardınız.
2-Bilgiyi kullandın. Bir amaç uğruna kullandın. O bilgi somut olarak senin işine yaradı. 3 attın 5 yedin, kazandın belki kaybettin lakin o bilgiyi kullandın. Ama matematikteki integrali neden öğrendiğini bilmiyorsun. Ne işime yarayacak, kafada bu soru var. Çok kısa açıklayayım neden integral bilmen gerektiğini:
Dünyadaki bütün bilgiler aslında puzzle'ın parçalarıdır. Her bilgi başka bir bilgiyi çağırır, doğurur. Ve her bilgi illa doğrudan hayatına katkı sağlayacak demek değildir.
Daha da somutlayayım. Burayı iyi oku!
Diyelim böbreklerinde doğuştan bir rahatsızlık var. İşte orada integrale ihtiyaç duyuyorsun. Evet, integral.
Çünkü türevin varlığı integrali doğurur. Böbrek rahatsızlığın ilaç kullanmanı doğurur. İntegral ile arteriyel ve venöz kanın dokulardaki konsantrasyonları hesaplanabilir. Peki bu hesaplama ne işimize yarar? Böbreklerin için kullandığın ilacın dozunu integral ile hesaplarsın.. Fazla doz böbreğini yok edebilir, eksik doz ise böbreğini kaderine bırakır.
Dedim ya puzzle'ın parçalarıdır bu dünyadaki bilgiler. İntegral hayat kurtarır. Bilemezsin...
3-Öğrenme ve uygulama sana keyif verdi. Eğlendin. Başarılı olduğun dersleri düşün. Çoğundan keyif alıyorsundur. Burada iki boyut var gerçi; çoklu zeka kuramına göre farklı özelliklerin olabilir. Yani şuraya getireceğim lafı: keyif aldığın için öğrenmek kolaylaşmış olabilir ya da öğrenmek kolaylaştığı için keyif almış olabilirsin. Velhasıl her koşulda keyif almak var. Mesela beden eğitimi dersinde hocanız size üçlük atma tekniklerini anlatsa, sonrada dese ki gençler bilgi bu, bu sizde var. Çalışın gelin haftaya üçlük yarışması yapacağız. Kaybedenler kazananlara çay ısmarlayacak. O üçlük yarışmasından kaybetsen de keyif alacağın için en azından üçlük nasıl atılmaz onu öğrenmiş olacaksın.
Velhasıl... Sürece dahil ol, kendini öğrenmeye kat ve keyif al.
Peki ben bir öğretmen olarak şuan ne mi yapıyorum?
50 saat ders verelim,
etüt yapalım,
test çözelim,
etüt yapalım,
birebir yapalım,
grup yapalım...etüt!
test çözelim,
hızlı çözelim,
stres yapmayalım,
etüt yapalım,
bir daha anlatalım,
biz anlatalım,
test çözelim diyen bir kurs merkezinde 8'de biten dersleri gece saat 10'a kadar çeksek mi diye düşünüyorum?
Öğrenciyken öğretmen olmaya karar vermiştim. İyi bir öğretmen... Sistemin sıkıntılarını gideren bir öğretmen... Oldum da...
Öğretmenken idareci olmaya karar verdim. İyi bir idareci... Sistemin sıkıntılarını çözen bir idareci. Oldum, oldum ama sistemin kölesi.
Allah büyük bakalım...
not: http://portikal.net/index.php/haberler/428-pes-pratik-bilgiler
not 2:https://eksisozluk.com/peki-bu-bilgi-gercek-hayatta-ne-isime-yarayacak--37218?a=nice
not 3: Gerçek hayatta ne işime yarayacak ile ilgili steve jobs diyor ki:
"o zamanlar reed üniversitesi muhtemelen ülkedeki en iyi kaligrafi dersini veriyordu. kampüsteki her poster, çekmecelerdeki her etiket, çok güzel şekilde elle kaligre edilmişti. okulu bırakmış olduğum ve zorunlu dersleri almak zorunda olmadığım için kaligrafi dersi alıp nasıl yapıldığını öğrenmeye karar verdim. serif ve san serif yazı karakterleri, değişik harf kombinasyonları arasındaki boşluğu ayarlama ve harika bir tipografiyi harika yapanın ne olduğu hakkında çok şey öğrendim. çok güzeldi; tarihsel ve sanatsal olarak o kadar inceydi ki bilim hiçbir şekilde bunu yakalayamazdı ve ben bunu muhteşem buldum. bunların hayatımda pratik bir uygulama bulma olasılığı yoktu. ama on sene sonra, ilk macintosh’u tasarlarken, bir anda aklıma geliverdi. bunların hepsini mac’te kullandık. mac güzel bir tipografiye sahip ilk bilgisayardı.
eğer o derse hiç girmemiş olsaydım, mac hiç çok yönlü yazı karakterlerine veya boşlukları doğru orantıda kullanan fontlara sahip olmayacaktı. windows da mac’ten kopyaladığına göre, hiçbir kişisel bilgisayarın bunlara sahip olmayacağı muhtemeldir. okulu bırakmamış olsaydım, o kaligrafi dersine girmemiş olacaktım, ve kişisel bilgisayarlar şu an sahip oldukları o harika tipografiye sahip olamayabileceklerdi. tabii ki üniversitedeyken noktaları ileriye bakarak birleştirmek imkansızdı. fakat on sene sonra geriye dönüp baktığımda herşey çok ama çok berraktı."
HOCAM BÖYLE KRAL Bİ YAZI HİÇ GÖRMEDIM ELINIZE SAĞLIK BEE
YanıtlaSilabartma ozancım=))
YanıtlaSilElinize sağlık hocam keşke eğitim sistemi de bunu anlasa ve çözüm üretse.
Sil